MAKALELER

Foto-Sentez

Foto-Sentez; zaten

Fotoğraftan resim yapmak, hiç de ressamca bir tavır değildir. Sanatçı kişiliğin yaratıcılık mitine aykırıdır. Sanatçı idealize eder, kurgular “Şema”ya kendi yorumunu katar. Değiştirir, dönüştürür yeni formüller bulur. Hatta, sanattaki taklidi reddeder. Sanatçının “yeni” için “buluş” yapma gereği vardır. Teori böyle söyler. Fotoğrafı bir araç, bir tat veya içeriksiz biçim olarak kabul eder. Sanatçının, sanat eserindeki nihai “İdea” olarak benimsenmesi sayesinde sanatçının “Aura”sı takılmıştır. Yaratıcı Sanatçı seyredilmek isteyen kişidir. Fotoğrafa bakmak ise pasif bir seyretme eylemidir.

Devamını Oku »



Yalan Dünyada Hafriyat

Hafriyat olarak ortak noktamız, kent ressamlığıdır. Kente dair imgeler, bireysel olarak tecrübe ettiğimiz anlar ve anılardır. Bunlar sayesinde seyircinin ve toplumun belleği ile iletişim kurabilmekteyiz. Sanat tarafından aşağılandığı ya da yanlış bulunduğu için bakılmayan ve görüş alanının dışında tutulan konulara, mekânlara ve izlere çevirdik bakışlarımızı. Sanatın kendi kendisini yüceltmesi, ışık saçtığı kadar körleşmelere de neden olmaktadır. Bu anlamda Hafriyat, Türk Sanatı’nın ötelediği “gündelik” gerçeklikleri temalaştırması ve atölyelerin nezih ortamından sokağa çıkışıyla, bir “alt kültür” hareketi oldu. Güzel renkleri için boyanan gecekondular yerine, daha içeriden bir bakışa niyetlendik – kaldı ki sokak, bir gecekondu sembolüne indirgenemeyecek kadar karmaşıktır ve çeşitlenmiştir. Bunun için, var olması gerekenle değil de, varolanla ilgilendik. Buluş değil, keşif peşindeyiz. Tıpkı kalabalıkların içinde dolaşan “aylak” gibi, kayıp oyuncakları, ganimetlerimizmiş gibi sokaklardan toplayarak ortaya çıkardığımız sergiler açıyoruz.

Devamını Oku »



Warnament: Crying Carpets, Harb-i Bezeme: Ağlayan Halılar

Warnament: Crying Carpets, Harb-i Bezeme: Ağlayan Halılar Lizbon, Gulbenkian Vakfı bahçesinde Haziran 2008 den Eylül ayına kadar sergilenmek üzere tasarlanmıştır. İmaj, vakıfın bahçesinde bulunan tentelerde sergileneceği için aşağıdan yukarıya doğru perspektifsiz  bakış ile izleneceğine göre tasarlanmıştır.

War, savaş kelimesi ile, Ornament, süs kelimesinin birleştirilmesi ile türetilmiş bir isimdir. Çalışma basitçe Oryantalizm ile ilgilidir. Uzaktan oldukça oryantalist gözüken çalışma, oryantalizmi süs ve çiçek motifi sanan kaba bakışı yerinden zıplatmak içindir.

Devamını Oku »



Sır ve Zaman

Gündelik gazetelerde yayınlanan haber fotolarının kaynak olduğu, tuval üzerine yağlı boya resimler yapıyorum bir süredir. Çizgi romanın ve özellikle karikatürün hicivli biçimsel dilini, yağlı boyanın batılı yüksek sanat kuralları ile harmanlıyor, yüksek sanatı saçmalaştırmaya uğraşıyorum. Oldukça organik, hareketli ve değişken kent mimarisinin başıbozuk ve faydacı geometrisini resimlerin inşasında temel alıyor, resimleri benzeri bir yamuk geometri üzerine yapılandırıyorum. Mahalli gözlemlerlerle ele aldığım imgeleri, bireysel ifadeyi esas alan fırça vuruşları ile değil de, sözünü ettiğim mimaride bulunan dokunun karşılığı kısa, güdük darbelerin oluşturduğu bir yorumla boyuyorum.Yalınlaşan, gittikçe sadeleşen, özet ifadeler yerine alt okuma metinlerine açık, çok odaklı işler yapmayı tercih ediyorum. Geleneksel kültür ile kapitalist modernleşme sürecinin sosyal ve bireysel bellekte açtığı yarıktan kültürel şizofreniye bakmaya çalışıyorum.

Devamını Oku »



Sanat ve Çevre

“ insanı en çok üzende buydu işte, hayat ilerleyişine devam ediyordu! Bir kimse sevgilisini yitirdi mi, her şey duruvermeliydi onun için: sonra yeryüzünde bir insan yok olunca, gene durmalıydı her şey, dünya durmalıydı: ama durmuyordu. Bir çok kimsenin sabahları yataktan kalkması gerçek nedeni de buydu: hayatın akışına bir etkileri olacağından değil, kalkmamalarının hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini bildiklerinden kalkıyorlardı.”

Truman Capote
“Gece Ağacı”

SANAT VE ÇEVRE

Büyük heyecanların yaşandığı yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sanatında, Avangardizm olarak tanımlanan dönemde, şaşırtıcılık, şok edicilik ve o zamana kadar yapılmış olanları reddederek, yeniyi ve değişik olanı yapmak bütün yüzyıla damgasını vuran sanat anlayışı olmuştur. Yeni ve değişik olanı yapmak tanıdık, bildik her türlü görüntünün dışında görüntüleri bulmak ve uygulamak anlamına geliyordu. Bu amaçla mimesis yani betimlemeci sanat tamamen reddediliyordu. Sanatın çevre ile olan bağlantısı,bu dönemde, çevresel imgeleri resmetmek yerine çevreye yeni biçim ve nesneleri sunmak anlamına gelir. Modern düşünce, insanlık için yeni bir hayat tasarlıyor, yeni biçimler, düşünceler, kullanılan gündelik hayat nesneleri, binalar, kentler, sokaklar ve yeni sosyal ilişkileri kurgulayarak yirminci yüzyıla damgasını vurmuştur.

Devamını Oku »



12